Antalyalılar İçin Meteor Yağmuru Gözlem Kampı

EuCamps Doğa severleri ve gök bilimcileri bir araya topluyor. 5-6 Mayıs tarihlerinde gözlemlenecek olan Eta Aquarids Meteor Yağmuru için Antalya Hisar Çandır Sarıçınar Tepesinin kuzey yamacına meteor yağmuru gözlem kampı kurulacak..

Gök bilimcilerinde katılımları ve sürpriz etkinlikler ile unutulmaz bir meteor gözlemi sizi bekliyor.

Kampa katılmak isteyenler için belirlenen ücret sadece 65 TL’dir. Program bilgileri ve iletişim detaylarına aşağıda ulaşabilirsiniz.

Yetkili; Emre Sarı – 0532 291 65 94

Pogram
1. Gün
• Akşam saat 19.00’dan itibaren siz konuklarımızı belirlenen yerlerden toplanma ve saat 19.30’da Hisarçandır’a hareket.
• 1300mt de bulunan kampımıza varış.
• Çadırlara yerleşme
• Mangalda tavuk keyfi
• Meteor ve gök bilimi hakkında sohbet
• Kamp Ateşi etkinliği
• Meteor gözlemi
• Serbest vakit
• Uyku vakti

2. Gün
• Kahvaltı
• Çadırların toplanması
• Buradan Araç ile Antalya’ya Dönülecektir.

Gerekli Eşyalar
• Sırt Çantası
• Şapka, Bandana, Baff
• Pike
• Yastık, minder
• Yedek Kıyafet
• Yürüyüş Ayakkabısı
• Yürüyüş için aparatif gıda ve su
• Çalabildikleri müzik aleti

Not: Çadır, uyku tulumu, mat kulübümüz tarafından verilecektir. İsteyen katılımcılar kendi kamp malzemelerini getirebilirler.

Antalya İçin Şiddetli Yağış Uyarısı

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Antalya’nın da dahil olduğu bazı şehirler ve bölgeler için şiddetli yağış ve sel uyarısı yaptı.

Yarın saat 15:00’e kadar geçerli olan uyarının tüm detaylarını aşağıda görebilirsiniz.

Meteorolojik Uyarı

Tarih: 26 Eylül 2014 Cuma    Saat: 18:00    Uyarı No: 346    Uyarı Kodu: Normal
Akdeniz’de görülecek çok kuvvetli yağışlara dikkat!
Beklenen Hadise Gökgürültülü Sağanak Yağış
Beklendiği Yer Yarın (Cumartesi) sabah saatlerinde Batı Akdeniz’de başlayacak gök gürültülü sağanak yağışların; Isparta, Burdur ile Antalya’nın batı kesimlerinde kuvvetli, Antalya’nın doğu kesimleri ile Anamur ve Bozyazı çevrelerinde çok kuvvetli, Cumartesi günü ve Pazar akşam saatlerine kadar Doğu Akdeniz’de kuvvetli, Adana’nın kıyı ve doğu çevreleri, Hatay’ın kıyı kesimleri ile Osmaniye’nin güney kesimlerinde ise çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yıldırım, kuvvetli rüzgar, yağış anında fırtına, çatı uçması, ağaç ve direklerin devrilmesi, hortum riski vb.) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.
Başlama-Bitiş Zamanı 27.09.2014 06:00 28.09.2014 15:00
Hadisenin Şiddeti Çok Kuvvetli Yağış
Oluşması Muhtemel Riskler Ani Sel – Su Baskını – Sel – Yıldırım – Çatı Uçması – Ağaç veya Direklerin Devrilmesi – Ulaşımda Aksamalar
Alınabilir Önlemler Sellerden Korunma Yöntemleri | Yıldırımdan Korunma Yöntemleri | Fırtınadan Korunma Yöntemleri
Uyarı Yapan Merkez Analiz ve Tahminler Şube Müdürlüğü

Yağış Şiddeti Sınıflandırması

Hafif Yağış

1 – 5 mm

Orta Kuvvette Yağış

6 – 20 mm

Kuvvetli Yağış

21 – 50 mm

Çok Kuvvetli Yağış

51 – 75 mm

Şiddetli Yağış

76 – 100 mm

Aşırı yağış

100 mm üzeri
Not: 12 Saatlik periyotta miktara bağlı değerlendirme yapılmış ve bölgeler arası topografik farklılıklar dikkate alınmadan sınıflandırılmıştır.

 

Yabancılara Genel Sağlık Sigortası Şartı

Antalya yabancı uyrukluların özellikle yazın ikamet ve çalışmak için en çok tercih ettiği şehirlerin başında geliyor. Turistik tesislerde çalışacak olanlar ile başta Liman, Hurma ve Lara tarafında evleri bulunan Rus vatandaşları nisan ve mayıs ayı itibariyle Antalya’ya akın ediyor.

Yasa gereği ise belirli sürenin üzerinde Türkiye’de kalmak isteyen yabancılar her sene olduğu gibi Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi’nden ikamet izni başvurusu yapmak zorundalar. Fakat bu sene 11 nisan 2013 yılında çıkarılan ve 11 nisan 2014 yılında yürürlüğe giren yabancıları koruma kanunu gereği ikamet izni başvurusu yapacak olan yabancı uyruklular artık tam kapsamlı genel sağlık sigortası  yaptırmak zorundalar.

Tam kapsamlı genel sağlık sigortası ise 1 kişi için cinsiyeti, yaşı ve bulunduğu ile bağlı olarak değişmekle birlikte 600 TL ile 2100 TL arasında bir rakama ulaşıyor. Antalya için ise en yüksek poliçe bedeli 1300 TL civarlarında.

Yabancı çalışma ve oturum izinleri ve yabancı sağlık sigortası konularında T4 Danışmanlık’tan detaylı bilgi alabilirsiniz.

T4 Özel Eğitim ve Yönetim Danışmanlık Ltd.Şti

Liman Mah. 31.Sok Özlen Sitesi C Blok
Kat 1 Daire 4 Konyaaltı Antalya

Tel1: 0545 405 0809  –  Özge Taşkın
Tel2: 0541 656 2737
E-mail: info@t4danismanlik.com

Bugün Ne Pişireyim ?

 

bugun ne pisireyim2

Her kadın önce ev hanımıdır. Ev hanımları her gün yemek pişirmekle yükümlüdür. Yemek konusunda sadece pişirmekle kalmaz; önce ne pişireceğini düşünür, eksik malzemeleri gider alır ve sonra da hazırlama işine girişir. Bütün bu işlemleri üst üste sıralayıp ne kadar vakit alacağını hesaplarsak, eli yavaş bir hanımın neredeyse tüm gününün mutfakta geçeceği de doğrudur.

Evet, yemek kitapları var, her gün televizyonda yemek tarifleri de veriliyor. Ancak evdekilerden biri kerevizi, diğeri bamyayı, öteki de lahana ve pırasayı sevmiyorsa bu tarifler kolaylık sağlamaz. Her şeyden önce, oturup çizelge çıkartmak gereklidir. Hele evin beyi yemek konusunda titizse işler daha da karmaşık bir hal alır. Çünkü ona bir yemeği arka arkaya iki gün yediremezsiniz. Akşam eve gelenler, hanımın yaptığı yemekleri bir güzel yedikten sonra, bir sonraki akşam yemeği için fikir bile vermezler.

Annem sabahları bize kahvaltı hazırlamak için erken kalkar. Kahvaltımızı yaptıktan sonra hepimiz işe, okula hazırlanmak üzere odalara dağıldık. Annem mutfakta kendi kendine söyleniyordu;

“Ay, keşke kuru fasulye ıslatsaydım. Ama daha iki gün önce yedik. Evde bulgur ve lahanadan başka malzeme kalmamış. İkisi de gaz yapar diye söylenirler. Acaba pazara mı gitsem? Aman bu mevsimde pazarda ne var ki? Lahanayla, pırasa… Ayyy, vallahi düşünmekten başım ağrıdı…”

O sırada babamın sesi duyuldu ;

“Sacide, ben çıkıyorum. Bana diyeceğin bir şey var mı?”

“Evet var, akşama ne pişireyim?”

“Sabah sabah sorduğun şu soruya bak. Ne pişirirsen pişir”

“Her gün ne pişireceğimi düşünmekten yoruldum artık”

“Bak, ben her gün işe gitmekten yoruluyor muyum? Otuz yıllık ev hanımısın. Onu da ben mi düşüneyim? Haydi eyvallah” diyerek çıktı babam. Sıra kardeşimle bana gelmişti. Önce kardeşime sordu;

“Ali, bugün ne pişireyim oğlum?” Ali’de bıkmıştı bu soruyu duymaktan

“Anne her sabah aynı soruyu soruyorsun!”

“Ne yapayım oğlum? Yemeği yiyecek olan sizsiniz, bir fikir verin hiç olmazsa.”

 

“Benim hiçbir fikrim yok” diyerek sıvıştırdı Ali. Sıra tam bana gelmişti ki dışarıdan okul servisinin kornası duyuldu. Annem aynı soruyu aceleyle bana yöneltti, ben de;

“Ben diyetteyim zaten, hiçbir şey pişirmesen de olur. Peynir ekmek yeriz” dedim. Ali’yle acele çıkarken annem arkamızdan laf yetiştirdi;

“Yine bıraktınız beni yemek derdimle baş başa… Akşama gelince görürsünüz siz…”

Akşama eve geldik. Hepimiz sırayla anneme aynı soruyu sorduk;

Yemekte ne var?” Annem hepimize aynı yanıtı verdi;

“Yemekte sürpriz var.” Ali dayanamayıp sıkıştırdı annemi…

“Anne söylesene yaaa… Açlıktan midem sırtıma yapıştı” Annem dayanamayıp söyledi ;

” Yemekte Acılı Adana var’’ Bu hepimizin çok hoşuna gitmişti. Ben diyetteydim ama sadece köftesini yerim diye yine çok sevindim. Hemen mutfağa koştum. Ancak, ortalıkta Acılı Adana’yı göremedim. Hatta sofra bile hazır değildi. Şaşkınlıkla içeri döndüm.

“Anne Acılı Adana nerede?”

“Alt sokaktaki kebapçıda”

O gün, bugündür anneme yemek konusunda önerilerimizi söyleriz. Ama annem de hatırlasın ki, eskiden ev ahalisi öğlen yemeklerine de eve gelirmiş. Beterin de beteri var yani

Desti Sanat Galerisi – Meriç Çankaya Kişisel Sanal Sergi -Nükleer Varsa Biz Yokuz!-5-31 Mayıs 2014

Meriç Çankaya’nın Özgeçmişi

İzmir, Karşıyaka doğumlu olan Meriç Çankaya, Filolog (Germanist) dir.

1993 yılından bu yana Desti Sanat Galerisi Sahibi ve Sanat Danışmanı olarak sanat ve tasarım yapıtlarına yatırım projeleri, etkinlik, gösteri ve konferans düzenleme konusunda danışmanlık ve uygulamalar hazırlamaktadır.

Suluboya ve yağlıboya  çalışmalarının yanı sıra dijital ortamda görüntü işleme ve düzenleme, masaüstü yayıncılık, yemek kültürü üzerine araştırmacı yazarlık ve vektörel tabanlı grafik tasarımlar yapmaktadır.

 

Aynı Çatı Altında

Çevremizde, apartmanımızda, bizimle aynı çatı altında yaşayan insanlar var. Evimizin içinde yalnız olsak da, yalnız yaşamıyoruz aslında… Yapacağımız aşırı davranışlardan onların rahatsız olabileceğini düşünmek zorundayız. Komşularımızı rahatsız edecek davranışlarımız neler olabilir? Yüksek tonda dinlediğimiz müzik ve televizyonun sesi, evin içinde yapacağımız münakaşa ve kavgalar, misafirimiz geldiği zaman uzun saatler devam eden yüksek tonda konuşmalar gürültü kirliliğine neden olur. Bir de hem gürültü, hem de hal ve tavır açısından verebileceğimiz rahatsızlıklar var. Ev içinde top oynayan çocuklar, halı çırpma, evde hayvan besleme gibi durumları da rahatsız edici durumlar arasında sayabiliriz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkalarına yapmayalım. Uyarıları göz ardı etmeyerek çevreye saygılı olalım.

Yeni kiraladığımız eve taşınalı bir hafta olmuştu. Daha ilk günden alt kattaki komşu kadının yüksek ses ve gürültüsünden rahatsız olmuştuk. O sabah annem yine alt kattaki kadından şikâyet ediyordu;

“Alt kattakinin yüzünden yine uyuyamadım bu gece… Hatta bir ara korktum vallahi, acaba polis çağırsak mı diye düşündüm” dedi.

” Ben de tedirgin oldum. Kadın boğazına biri sarılmış gibi bağırıyordu. Tehlikeli bir durum yoksa, polis çağırdığımız için mahcup duruma düşeriz ama…” dedim. Annem çok etkilenmişti, heyecanla duyduklarını anlatmaya devam etti;

“Belki kadın güç durumdaydı… Bak şimdi hiç ses yok. Kocası onu öldürdü belki de”

“Anne sen de fazla abartıyorsun. O kadar da değil.”

“Yok, yok… Çok net olarak duydum. Önce ‘senden de koca mı olur?” diye bağırdı, sonra da ‘bırak elinden o bıçağı’ dedi kadın.

Kocası ne dedi?”

“Adamdan hiç ses çıkmadı. Belli ki, yere bakan, yürek yakan cinsten bir adam”

“Sonra?”

“Sonra da bağırması devam etti ama yan taraftan yükselen müzik sesinden işitemedim. Dün de çocuğuna bağırıyordu ‘sen bir baş belasısın’ diyordu… Eline bir şey alıp çocuğa doğru fırlattı, muhtemelen ayağındaki terlikti o. ‘Dank’ diye bir ses geldi.”

Çocuk ne yaptı?”

“Çocuktan da hiç ses çıkmadı. Belki de kafasına yediği terlik onu bayıltmıştır da ondan”

“Biz de kiralamak için başka ev bulamamışız. Sen takma kafanı, uyarırız olur biter” dedim.

“Hayır olmaz. Baksana, adam her fırsatta bıçak çekiyor. Bize de saldırabilir, korkarım ben”

Kapının zili çaldı. Açtım, kapıcı gelmişti. Bir isteğimiz olup olmadığını sordu. Sıcağı sıcağına durumu anlattım, aşağıdaki komşu kadından şikâyetçi olduğumuzu, kendisini uyarmasını söyledim. Annem kaş- göz işaretleriyle beni durdurmaya çalışsa da aldırmadım. Kapıcı mesajımı komşuya ileteceğini, ancak alt komşumuzun kocası ve çocuğu olmadığını, tek başına yaşadığını söyledi ve gitti. Aradan yarım saat kadar zaman geçti. Kapı zili tekrar çalındı. Gelen alt kattaki komşumuzdu. Sinirli bir şekilde;

“Nedir sizin derdiniz?” diye sordu

“Bizim derdimiz yok, sizin varsa ortak olalım diye rahatsız ettik. Sizden çok fazla gürültü geliyor da, uyuyamıyoruz.”diye ürkek bir sesle ifade verdi annem. Kadın sinirli;

“Siz uyuyacaksınız diye işimi yapamayacak mıyım ben?”

“Sizin işiniz bağırıp, çağırmak mı?”

“Tiyatro sanatçısıyım ben. Evimde yeni oyunumun provasını yapıyorum” Annem mahcup;

“Haaa, öyle mi? Bilemedik de…” Kadın kendinden emin;

“Evet öyle. Bu arada, ayağınızdaki şu topuklu terliklerle evin içinde dolaşırken beynim zonkluyor ama komşuluk hatırına katlanıyorum”

Desti Sanat Galerisi – Meriç Çankaya Kişisel Sanal Sergi -Renkler ve Çizgilerle Dans-1-30 Nisan 2014

Meriç Çankaya’nın Özgeçmişi

İzmir, Karşıyaka doğumlu olan Meriç Çankaya, Filolog (Germanist) dir.

1993 yılından bu yana Desti Sanat Galerisi Sahibi ve Sanat Danışmanı olarak sanat ve tasarım yapıtlarına yatırım projeleri, etkinlik, gösteri ve konferans düzenleme konusunda danışmanlık ve uygulamalar hazırlamaktadır.

Suluboya ve yağlıboya  çalışmalarının yanı sıra dijital ortamda görüntü işleme ve düzenleme, masaüstü yayıncılık, yemek kültürü üzerine araştırmacı yazarlık ve vektörel tabanlı grafik tasarımlar yapmaktadır.

Diyet Listesi

Çoğumuzun kabusudur fazla kilolar. Şişmanlık psikolojik sorunlar yarattığı gibi, pek çok hastalığa da davetiye çıkartır. Şişmanlığı erkeklerden çok hanımlar dert eder. Kadın metabolizmasının erkeklerden daha yavaş çalıştığı bir yana, kadınlar yaratılış olarak da fiziki görüntülerini daha çok önemserler. Hayatında diyet uygulamayan kadın çok azdır. Zayıflamak için uygulamaya çalıştığımız diyet programları yaşamın bir parçası haline gelir. Çoğu kez uygulamakta zorluk çekip sonraya erteleriz. Diyet listelerinin uygulanması neden çok zordur ? Bu konuda en çok, günü evinin içinde mutfakta geçiren ev hanımları zorlanır. Çünkü bazılarımız için yemek yemek başlıbaşına bir zevktir.

Annem sık sık olduğu gibi, o pazartesi de diyete başlamıştı. Büyük bir kararlılıkla diyet listesini buzdolabının üzerine asmış, gördüğü an istek yaratacak, şekerleme, yağlı-tuzlu kuruyemiş cinsi yiyecekleri de ortalıktan kaldırmıştı. Hatta, belirli bir süre arkadaş günlerine gitmeme kararı almıştı. Akşam her zamanki saatte yemek masasına oturuldu. Ortada salata, tabaklarda haşlanmış sebze, birer köfte ve birer kase yoğurt vardı. Babam tabağına bir göz gezdirdi ve anneme sordu:

”Yemekte ne var?” Annem sinirli bir şekilde yanıt verdi;

” Tabağında ve masanın üzerinde görüyorsun ya… ”

”Sahi, başka bir şey yokmu?”

”Hayır, yok.”

Erkek kardeşim gülmekle ağlamak arası bir tonla;

”Anne bu bir şaka mı? Bu yemekle karıncalar bile doymaz.”

”Yemekle dalga geçme oğlum, günahtır.” dedi annem

”Ben yemekle dalga geçmiyorum, sadece çok az olduğunu söylemek istedim” Annem kararlı ;

” Doymayana bir porsiyon daha verebilirim” Babam madur olmuş bir bakışla ;

”Aynısından mı?”

 

”Evet aynısından.” Yemek süresince bir yandan babam, diğer yandan kardeşim, annemi her zamanki gibi fazla kilosu olmadığını söyleyerek diyetten vazgeçirmeye çalıştılar. Ancak annem bu sefer kararlıydı ;

‘’Hayır efendim, boşuna uğraşmayın vazgeçmeyeceğim’’

‘’ Biz de seninle diyet yapmak zorunda kalıyoruz bu durumda’’ dedi babam.

‘’ Birkaç gün fedakarlık yapın , ben diyete alışıncaya kadar… Hem bu arada siz de sağlıklı yemek yemiş olursunuz. Sizin yüzünüzden kilo veremiyorum’’ Oldukça iştahlı olan erkek kardeşim dayanamadı;

‘’Bu mu sağlıklı yemek? Bu yemek değil ki, sadece sebze haşlaması, diyet yoğurt, kepekli ekmek… Baba, başa gelen çekilir. Biz annemin yemeklerini altlık yapar, kebapçıda takviye ederiz artık’’ Babam ve kardeşim yemeklerini çabucak bitirip sofradan kalktılar. Hemen ardından ‘maç izlemeye gidiyoruz’ bahanesiyle dışarı çıktılar. Rotaları kebapçıya çevrilmişti anlaşılan. Annemle sofrayı toplamaya başladık… Mutfaktan annemin çığlığı yükseldi

‘’Aaaaa…Yok artık daha neler? İnanamıyorum! Bunlar benim düşmanım. Başka anlamı yok…’’

‘’Ne oldu?’’

‘’Listem yok olmuş. Diyet listemi çalmışlar!’’

‘’ Diyet listesini kim çalar ki?’’

‘’Kim çalacak? Baban ya da kardeşin… Çöpe baktım, çöpte de yok… Burada buzdolabın üstünde asılıydı. Zaten açlıktan sinirlerim tepemde… Şeytan diyor ki, diyet listesini buluncaya kadar…. Yo hayır, bu sefer erteleme yok…’’ Annem hızla telefonun başına koşup, polisi arar gibi arkadaşı Ayla’yı aradı,

‘’Alo Ayla, inanamayacaksın ama benim diyet listem çalındı. Hayır, vazgeçmek veya ertelemek için demiyorum… Sen senin listenden oku da ben not alayım diye aradım.’’ Annem eline kağıt, kalemi alıp not almaya çalıştı. Sesinin tonu her cümlede biraz daha düşüyordu;

‘’Tamam, yarım adet elma… Bu öğle yemeğindeki üç kraker dediği; üç paket mi, üç adet mi ?  Hııı tamam anladım. Öğle yemeği, üç adet kraker… yarım elma….

Doğal Maya ile Ekmek ve Hamur İşleri Yapımı

doğalmaya_

Doğal Maya

Un ve suyun uygun koşullarda  sabır ile bekletilmesi sonucu sağlıklı , bekletildikçe lezzetlenen ve gıda bakımından güçlenen doğal maya,B vitaminleri, biotin,potasyum ve protein oranı zengin , hamur işlerinde lezzet ve oran artırıcı olarak kullanılan  yaşayan bir organizmadır.

Doğal Maya Yapımı

  • 1,5 lt lik cam kavanoz
  • un
  • su
  • 10 adet kuru üzüm

Cam kavanozda 150 gr un ,100 mml  su ve üzümler karıştırılıp kuytu bir yerde ağzı kapalı olarak 1 gün bekletilir.Ertesi gün 100 gr un ve 50 mml su ilave edilerek işlem her gün un ve su ilavesi ile bekltilerek tekrarlanır.Ortalama bir hafta sonunda  maya oluşur.Üzümler içinden çıkarılarak buzdolabında 1 gün bekletilen mayadan 4-5 yemek kaşığı alınıp ekmek veya hamur işlerinde kullanılır.Mayayı çoğaltmak için 4-5 yemek kaşığı maya 1/2 kg un  ve 300 mml  su ile en az 8 saat dışarıda üstü örtülerek bekletilir. Buzdolabında doğru koşullarda saklanırsa maya yıllarca kullanılabilinir.

Doğal Maya ile Ekmek Makinesinde Ekmek Yapımı

  •  4-5 yemek kaşığı maya
  • 330 mml su
  • 500 gr un

Ekmek makinesinin hamur yapma konumunda hazırlanır. Ortalama 8 saat bekledikten sonra hamur kabarınca makinenin fırınlama konumunda pişirilir.

Doğal Maya ile Fırında Ekmek Yapımı 

  • 4-5 yemek kaşığı maya
  • 330 mml su
  • 500 gr un

Yoğrulan malzemeler yağlı kağıt serilmiş  tepsiye yayılır veya yuvarlak,yassı şekiller verilir.Ortalama 6-8 saat sonra kabaran hamur üzerine sulandırılmış pekmez sürülerek sıcak fırında 200 derecenin üzerinde 20 dakika pişirilir.

Doğal Maya ile Fırında Pide, Pizza ve Kek Yapımı 

Doğal maya ile hazırlanmış ortalama 6-8 saat kabartılmış hamur kullanılır.Malzemeler hamurun içine veya üzerine konduktan sonra fırına vermeden hamurun tekrar kabarmasını beklemek gerekir.Bu süre hava koşullarına göre en az yarım saat  sürebilir.

Konuşma Sanatı

Kendi dilimizi doğru ve düzgün kullanabiliyor muyuz? Kullanamayan pek çok insan var. Türkçemizi düzgün kullanmazsak ne olur? Karşımızdaki kişi ne söylediğimizi anlamaz, insanlarla iyi iletişim kuramayız, bozuk olan ifade tarzımız çocuklarımızın dilini de etkiler. Sonuçta derdimizi dile getiremediğimiz için derman bulamayız. Konuşma ve ifade bozukluğu nedeniyle işini kaybeden ve işe alınmayan pek çok insan var. Peki, ne yapmalı? Öncelikle ağzımızdan çıkanları kulağımız duysun, anlattığımız konuyu yarıda kesmeyelim, sonunu getirelim. Anlatacaklarımızı sırasıyla, açık, net ve Türkçe sözcüklerle anlatalım.

Aksi halde iş geyik muhabbetine döner, karşımızdakinin bizi anlaması için el-kol hareketleriyle konuyu desteklemeye, ona dokunarak, belki de dürterek anlatmaya ihtiyaç duyacağız. Bu durum da karşımızdakinin söylediklerimizi dinleme olasılığı oldukça düşüktür.

İşin bir başka yanı da; konuşmak bir edep işidir, sadece konuşmuş olmak için konuşulmaz. Geyik muhabbeti dediğimiz şey de arkadaşlar ve yakınlar arasında yapılır. Kalabalık ve tanıdıkların olmadıkları ortamlarda uzun sohbetler yaratmaya çalışmak gürültü kirliliğinden başka bir şey değildir. Çevredeki diğer insanları rahatsız eder.

Şehirler arası otobüs yolculuklarımdan birinde rötarlı kalkan otobüsüme bindim. Şimdilerde otobüsler de uçaklar gibi rötarlı olabiliyor. Çünkü otobüsler iki terminal arasında gidip gelmiyor. Güzergâhları daha uzun çizildiğinden üç, hatta dört şehre uğrayanlar da var. Bu durumda, her uğrak yerinde bir süre şehir trafiğine takılan otobüsün gecikmesi kaçınılmaz oluyor. Yerime oturdum, muavin geldi, nerede ineceğimi sordu söyledim. Arka çaprazda ikili koltukta tek başına oturan genç kadına da sordu. Kadın

Ben de hanımefendinin ineceği yerde ineceğim” diyerek bana atıfta bulundu. Yanı boştu ve çenesi de zengin olduğundan yanına arkadaş arıyordu anlaşılan. Tanımadığım insanlarla gereksiz fazla sohbeti sevmem. Hiç oralı olmadım.

Otobüs hareket etti. Birkaç dakika sonra genç kadın, annesiyle önünde oturan on yaşlarındaki erkek çocuğu omzundan dürttü.

“Adın ne senin?”

“Ömer”

“Nereye gidiyorsunuz siz ?”

“Bilmem…” dedi çocuk. Aslında kadın çocuğun annesine laf atmak istemiş ama cesaret edememişti. Çocuğun yerine annenin yanıt vereceğini tahmin ediyordu. Böylelikle konuşmayı başlatmış olacaktı. Tahmini boşa çıkmadı anne arkaya dönerek;

“Oğlumu araba tutar da arkaya dönüp fazla konuşmak istemiyor” dedi.

“Öyle mi? Benim yeğenimi de tutar. Biz ona yolculuklardan önce ilaç içiririz tutmasın diye” konuşmayı başlattı genç kadın. Ancak aradığını bulamadı, çocuğun annesi bu arada kulaklıkları kulağına geçirmişti. Kadın suskunluktan canı sıkılmış olarak oflayıp pufladı. Koridorun diğer yanındaki ikili koltuk da boştu. Uyuyor numarasına yatmasam belki beni de yanındaki boş koltuğa davet edecekti.

Aradan kırk beş dakika geçti. Otobüs bir yerleşim yerine daha uğrayarak iki kişi aldı. Karı koca oldukları anlaşılan yaşlıca bir çift bindiler. Gelip kadının yanındaki boş ikiliye yerleştiler. Adam koridor tarafına karısı da cam tarafına oturdu. Çok konuşan kadın hemen misafirperver davranışlarla onların yerleşmelerine yardımcı olmaya çalıştı. Molaya kadar koridorun diğer tarafındaki adama hiç durmaksızın havadan, sudan, dağdan, dereden bahsederek geçirdi vaktini. Adam sadece

“Evet evladım, tabi evladım” gibi cümleler sarf ediyordu. Adamın beynini ütülemişti kesin.

Mola dönüşü herkes yerini almıştı. Çok konuşan kadın dışarıda da kimlere takıldıysa, en geç bindi. Araba hareket etti. Kadın yaşlı çiftin uyuduğunu görünce pek şaşırdı. Adamın kolundan dürterek;

Amca uyudunuz mu?”diye sordu. Adam hiç yanıt vermedi. Kadın kendi kendine söylendi;

“Bu ne derin bir uykuymuş böyle?” Çok geçmeden düğmeye basarak muavini çağırdı. Su istedi. Mavin suyu getirdi. Kadın bu sefer muavine sardı;

“Nerelisin sen?” Muavin şok yanıtı verdi;

“Ben bu otobüsün muaviniyim. Hakkınızda şikayet var hanımefendi.”

“Aaaa?”

“Çok konuştuğunuzdan herkes rahatsız olmuş” Kadın hala itiraz eder gibi kendi kendine söyleniyordu;

“Bu memlekette konuşma özgürlüğü bile yok. Yazıklar olsun.”